Gazi Osman Paşa Yalısının bugünkü görünümü, uzun bir tarihsel sürecin ardından yürütülen ihya ve koruma çalışmalarının sonucu olarak ortaya çıktı. Sultan II. Abdülhamit’in talimatıyla 1879–1881 yılları arasında Gazi Osman Paşa adına inşa edilen yapı, uzun yıllar konut olarak kullanıldı; 1915’ten itibaren Gazi Osman Paşa Mektebi adıyla eğitim işlevi kazandı.
Okulun 1927–1928 döneminde Ortaköy’e taşınmasının ardından yalı konut, imalathane ve depo gibi farklı amaçlarla kullanıldı. Bahçeşehir Üniversitesinin aktardığı tarihsel süreçte, bakım ve onarım eksikliği ile uygun olmayan kullanımlar sonucunda yapının zamanla fiziki ömrünü tamamlayarak yıkıldığı belirtiliyor.
Yalının yeniden ayağa kaldırılması, yalnızca eski bir yapının biçimsel olarak tekrar edilmesine dayanan bir çalışma olarak ele alınmadı. Bahçeşehir Üniversitesi koordinasyonunda yürütülen arkeolojik kazılar sırasında yapının geçmişteki yerleşimine ilişkin fiziksel izler ortaya çıkarıldı. İstanbul Arkeoloji Müzeleri denetimindeki çalışmalarda harem ve selamlık bölümlerinin temel planını gösteren kagir kalıntılar, tarihî hamama ait mimari parçalar, mozaikler, çini kalıntıları, damgalı tuğlalar ve ana giriş katına ait özgün merdiven basamakları belgelendi. Bu buluntular, yapının geçmişine ilişkin tarihî kaynaklarla birlikte ihya sürecinin önemli dayanaklarından birini oluşturdu.
Koruma sürecinde arkeolojik kalıntıların mevcut yerleri de dikkate alındı. İstanbul 3 No’lu Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu ile yürütülen entegre proje kapsamında buluntular fiziksel zarar görmeden koruma altına alındı. Çevrede geçmiş yıllarda gerçekleştirilen inşaatların yarattığı tahribatın devam etmesini önlemek amacıyla özel önlemler uygulandı. İnşaat tamamlandıktan sonra kalıntıların özgün konumlarında kültür hayatına sunulması hedeflendi. Böylece yeni yapı ile alanda bulunan tarihî katmanların aynı mekânsal bütünlük içinde korunması amaçlandı. İhya çalışmalarında tarihî kaynaklar ve arkeolojik veriler birlikte kullanıldı.
Bahçeşehir Üniversitesi, Gazi Osman Paşa Yalısının özgün boyutları ve mimari detayları gözetilerek aslına uygun biçimde yeniden inşa edildiğini aktarıyor. Yapının Boğaz kıyısındaki tarihî silüetinin Beşiktaş’a yeniden kazandırılması da projenin öne çıkan hedeflerinden biri oldu. Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel de yalıya ilişkin değerlendirmesinde, proje başladığında alanda yıkılmış yapının temellerinin bulunduğunu ve tarihsel kaynakların yeniden yapım sürecinde yol gösterici olduğunu ifade ediyor.
Yalının iç mekânları bugün anıtsal merdiven, senato salonu, çalışma odaları, oturma odaları, toplantı salonu ve şömineli salon gibi farklı bölümlerle kullanılıyor. Üniversitenin 2026 yılı içeriklerinde yapının, ihya çalışmalarının ardından akademik toplantılara ve kültür-sanat etkinliklerine ev sahipliği yaptığı görülüyor. Böylece yapının korunması, yalnızca dış cephesinin veya tarihî silüetinin yeniden oluşturulmasıyla sınırlı kalmadı; yalı yeniden aktif bir kullanım alanına dönüştürüldü.
Gazi Osman Paşa Yalısının yeniden eğitimle buluşması, yapının geçmişindeki önemli bir işlevi de günümüze taşıdı. Bir dönem okul olarak kullanılan yalı, bugün Bahçeşehir Üniversitesinin akademik yaşamının bir parçası olarak yeniden kullanılıyor. İhya süreci; arkeolojik izlerin korunmasını, tarihî kaynakların dikkate alınmasını ve yapının eğitimle kurduğu ilişkinin yeniden sürdürülmesini aynı çalışma içinde bir araya getirdi.
